Sürdürülebilir bir gelecek için harekete geçen belediyelerden biri olmak ve İklim Dostu Kent Bildirisi'ni imzalamak için tıklayın
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iklim değişikliği ile mücadele ve uyum için hazırladığı İklim Değişikliği Eylem Planı'nın ardından kurumsal yapılanmasından önemli bir değişiklik yaparak İklim Değişikliği Şube Müdürlüğü'nü hayata geçirdi. Hazırlanan Eylem Planı'nda belirlenen adımların sistematik bir şekilde gerçekleştirilmesinde önemli bir role sahip olacak şube müdürlüğü, politika, strateji belirleme ve uygulamaya yönelik çalışmalar gerçekleştirecek.
15 Kasım 2011 tarihinde Sürdürülebilir Kentler Konferansı'nda Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın Asım Güzelbey tarafından yapılan İklim Değişikliği Eylem Planı sunumu için tıklayınız.
Kadıköy Belediyesi, REC Türkiye ile işbirliği içerisinde tamamladığı kurumsal sera gazı envanterinin ardından bu çalışmalarının, Sürdürülebilir Kentler Birliği (ICLEI) Carbonn merkezi tarafından geliştirilen Kentlerin İklim Kayıt Sistemi (cCCR)'ne kayıt sürecini tamamladı.
cCCR, yerel yönetimlerin uluslarası iklim müzakerelerinde yürütülen süreçlere paralel bir şekilde kentlerin ölçülebilir, raporlanabilir ve doğrulanabilir (MRV) ilkeler ışığında bir iklim değişikliği stratejisi belirlemesine destek oluyor. Kentler sisteme, kurumsal ve kentsel ölçekte yürüttükleri sera gazı envanterlerinden elde edilen sonuçları ve iklim değişikliğine yönelik gerçekleştirdikleri eylem planlarına yönelik bilgileri girebiliyor. Şu ana kadar 19 ülkeden 51 kent cCCR kayıt sisteminde yer alıyor. Kentlerin, iklim değişikliği ile mücadelede küresel ölçekte bir arada yürüttüğü çalışmaların etkisinin anlaşılması açısından çalışma, büyük bir öneme sahip.
Daha fazla bilgi için: www.carbonn.org
Hazırlayan: Gülçin Özsoy, REC Türkiye Proje Uzmanı
Avrupa'da ve Türkiye'de yaşanan soğuk hava dalgası bu aralar gündemde farklı nitelikteki haberler ile yer alıyor. Özellikle Avrupa'da çok sayıda insanın yaşamını kaybetmesiyle sonuçlanan bu süreç, birçok kentte ulaşımdan, elektriğe kadar temel hizmetlerin aksamasına neden oluyor. Bu gelişmeler artık "uç hava koşullarına" hazır olmamız gerektiğini ve bu uç hava olaylarına neden olabilecek etkinliklerin azaltılması için de atılan adımların hızlandırılması gerekliliğini ortaya koyuyor.
Bilimin ortaya koyduğu şüphe götürmez gerçeğe acilen kulak vermemiz gerekiyor. Küresel sıcaklıklardaki artışın 2oC ile sınırlandırılamaması durumunda yaşadığımız bu felaketlerin geri dönüşü olmayan bir noktaya geleceği bilim adamları tarafından açıkca belirtiliyor. Bu artışın altında kalmak için küresel ölçekte karbon dioksit miktarının 350 ppm ile sınırlandırılması gerekiyor. Bugün yaklaşık 392 ppm düzeyine gelmiş durumdayız. Bunun sonucunda da küresel sıcaklıklardaki artışta şu anda 1 dereceye ulaşmış durumdayız bile. Uzmanların önemle üzerinde durduğu bir gerçek var, o da aslında kış aylarında yaşadığımız bu aşırı soğukların asıl nedeni küresel ölçekte yaşanan bu ısınma ve tetiklediği süreçler.
Artık daha fazla gecikmeden küresel ölçekte hem ekolojik hem de ekonomik sistemde farklı boyutlarda etkileri olan bu krizin bir sorun olarak algılanması, gerçekçi, kalıcı ve hızlı bir çözüm ortamının yaratılması gerekiyor. Mesaj çok net; iklim dostu ve düşük karbonlu bir yaklaşımın acilen günlük yaşamımızın, üretimimizin, hizmetlerimizin kısacası yönetsel süreçlerimizin, stratejilerimizin bir parçası olması anlamına geliyor. Hükümetlerin yanı sıra özellikle özel sektörü temsilen şirketlerde ve yerel yönetimler aracılığıyla kentlerde, fark yaratacak bu değişimin uygulanabileceği çok geniş bir hareket alanı var.
Küresel ölçekte yaşanan iklim değişikliğinin ana kaynağı olan karbondioksit başta olmak üzere sera gazı salımlarının sistematik bir şekilde azaltılması, buna neden olan bütün paydaşların sorumluluğu. Kent nüfusu hızla artarak 2050 yılında 10 milyar kişiye ulaşacak. Şu anda dünyadaki enerji tüketiminin yaklaşık %75'inden ve iklim değişikliğine neden olan küresel sera gazı salımlarının da %80'inden sorumlu olan kentlerde de belediyeler, hem kent ölçeğinde verdiği ulaşım, atık hizmetleri gibi temel sorumluluklarında hem de kurumsal işleyişinde karbonsuzlaşma yolunu tercih ederek düşük karbonlu bir gelecek için sorumluluğunu yerine getirmeli ve iklim değişikliğinden kaynaklanan hem ekonomik hem çevresel riskleri en aza indirgemeli.
Karbon Yönetiminin İlk Ayağı: Envanterler
Devamini oku...
Kadıköy Belediyesi, Bölgesel Çevre Merkezi (REC) Türkiye Ofisi işbirliğinde kurumsal düzeyde sera gazı salım envanter hesaplamasını tamamladı. Belediyeye ait hizmet binaları ve parklarda elektrik ve ısınma amaçlı doğal gaz ve belediye araçlarının yakıt tüketiminden kaynaklanan karbondioksit salımlarının 2010 yılında 12.817 ton eşdeğerinde olduğu belirlendi.